Sohbet'e Giriş

Vefa bir mahalle ismi değildir

Vefa bir mahalle ismi değildir

NURAY Yiğit ve eskiyen İslamcı arkadaşları arasındaki gerilime ilişkili olarak rahatsız fısıltı yekûnuna çok geç intibak ettim. Nitekim Yiğit’in başına, Ertuğrul Özkök aracılığıyla refere edilmek benzeri bir “talihsizlik” gelince bu gerilim kendisini hissettirmiş olacak ki, Sibel Eraslan bakışlardaki çapakları ayıklamaya çağrı eden bir içerik yazdı. Geçen Zaman de Ayşe Böhürler’in köşesinde “beyaz” olarak nitelediği, karşıt görüşlü arkadaşım dediği Yiğit’in aldığı tenkitlere ilişkili olarak bir içerik koltuk aldı.
Üzerinde Nuray Yiğit’in emeği meydana iştirak eden biriyim, beyaz yanını bilmem, kimilerine enteresan gelebilir şayet ben onu “yeşilin tonlarına kattığı farkı” bir sürü önemsemiş, onun “mümin” yanının evsafından iştirak eden iyileştirici tesiri sevmiş biriyim. Öfkesine de tanıklık ettim, “İnsanın en kocaman düşmanı, başkası amaçlı dilediği kötülüktür”diyen yanına da. Bu Sabah ileri sürdüğü tezler benim izlenimlerime tekabül etmiyor, yazılarında katılmadığım noktalar çoğalıyor şayet resmi ideolojinin “ulus devlet” mantığı hangi yanlışları yapmıştır, hangi

değerleri savunma adına? “Salt ‘demokrasi’ diyerek altından kalkamayacağımız sorunlar nelerdir?” benzeri bahislerde halen ufuk açıcı birşeyler söylediği kanısındayım.
Ortada bir “Nuray Yiğit’i tamamlanma planı” meydana geldiğini düşünmüyorum. Ancak şu bir hakikat ki, on 5 senenini İslamcılarla dostluk ederek geçiren Yiğit ile eskiyen muhafazakâr etrafı arasına siyah kedi girmiş olduğuna ilişkili olarak bir kanaat var ve gittikçe güçlenerek iki tarafın arasındaki mesafeyi açıyor. Siyah kedinin marifetleri, “Hatun birey dindarlara düşman düştü”heyulasına varmadan, unutulan ya da birçok meçhul bir takım şeyleri ifade etmek gerektiği kanaatintabir.

Kategori
: Genel
Yazar
: admin
Etiketler
:

Sizde Yorum Yapın