Sohbet'e Giriş

BİLDİĞİN MÜSEKKİN

BİLDİĞİN MÜSEKKİN

Norveç’teki zor aksak tv furyası 2009’da Oslo’dan Bergen’e 7 saatlik tren yolculuğunun yayınıyla başlıyor. Sezonun en sükseli işi oldu. Hemen Hemen Survivor fiyakasında şayet aksiyonsuz cinsinden. NRK kanalı en basit tanıtım yapmadan gayet iddiasız giriştiği programdan reyting parsasını toplayınca şu gemi yolculuğu işine de soyunuyor. Yeniden 12’den vuruyor. Ardından da prime time’da başlayıp gece süresince çıtır çıtır yanan şömine ateşi geliyor ki, odunun zor ağır sönüp küllenmesi dahi birden çok saati ediniyor. Dk dk somon avı da farklı bir faslı oluşturuyor. Bu programların tamamı milyonları ekrana kilitliyor.
“Slow food”, “slow city” konseptinin devamı niteliğindeki bu “yavaş televizyon” akımı niş bir alternatif olmaktan çıkıp memleketin modern kültürel fenomeni haline geliyor. Gerçi toplumsal basında bol miktarda gırgıra alınıyor şayet

yepyeni bir masal anlatım tarzı olarak niteleyenler çıkıyor. İletişim akademisyenleri “Medyanın çılgın gürültüsünden uzak, yavaşlığın müzik beraberinde yatıştırıcı tabiatı sıkı geliyor, çekiyor milleti” diyor.
Kişi başına 100 bin dolar değerinde zenginliği, en yaşanası ülke standartları ve saydam doğasıyla bizzat şeklinde yuvarlanıp giden Norveç’in yatışmaya bir sürü gereksinimi varmış gibi…
Şimdi yepyeni bir müsekkin ek olarak geliyor, dk dakika örgü yazılımı. Halk oturup, çift lastiği, jakar deseni, roba hizasında yuvarlak şişe geçişiyle örgünün akışına kaptıracak kendini. Örgü iyidir, insanın zihnini berraklaştırır. Zincirleme fikir çağrışımlarına kapılıp gider, rahatlarsın. Şayet bizzat şiş aksiyonuna girmeden, birilerinin kazak örmesini seyretmeye kaç dk dayanabilirim, bilmiyorum.

Kategori
: Haberler
Yazar
: admin
Etiketler
:

Sizde Yorum Yapın